Fédération des Associations de Travailleurs et de Jeunes

IşçI VE GENçLIK DERNEKLERI FEDERASYONU

Umut ezilenlerin mücadelesini büyütmekte !

ZEYNEP SEFARİYE EKŞİ*

2022 emekçiler için zor bir yıl oldu. Var olan ve büyüyen sorunlara yenileri eklenerek 2023’e giriyoruz. Neredeyse üç yıla yakın süren ve yılın son günlerinde ‘sonu görülebiliyor’ denilen korona süreci sorunları daha da derinleştirdi. Savaş, enflasyon, gıda ve enerjideki pahalılık geride bıraktığımız yıla damgasını vurdu.

2022 YILINDA BİRİKEN SORUNLAR

2022’nin en temel özelliği, yıllardır “uzaklarda” süren savaşın yakına gelmesi oldu. Rusya ve Batılı güçleri yanına alan ABD’nin Ukrayna’daki savaşı 10 aydır devam ediyor. Ukrayna ateşe benzin dökülür gibi silahlandırılmaya devam ediliyor. ‘James Bond’ filmlerini hatırlatan Kuzey Denizi’ndeki enerji boru hatlarının patlatılması 2022’nin unutulmazlarındandı. Araştırıldı ama sonuçları ‘devlet sırrı’. Kamuoyuna açıklanmıyor. 

Almanya’da koalisyon hükümeti savaşla başlayan süreci “Dönüm Noktası” (Zeitenwende) olarak ilan etti. ‘Zeitenwende’  lafı 2022 yılının sözü seçildi. Hükümet savaş ve askerileşme politikalarında sadece 2022 yılı için değil, önümüzdeki dönem için de önemli adımlar attı. Bir çırpıda ayrılan 100 milyarlık özel ordu fonu, nükleer silah taşıyan F 35 uçaklarının alınmak istenmesi, Ukrayna’ya komedi gibi 5 bin miğferle başlayıp ağır silahlarla devam eden satışlar, nükleer enerji santrallerinin kapatılmasının ertelenmesi vb… “Dönüm noktası”nın ne anlama geldiğini ifade eden listenin öne çıkan maddeleri. Alman sermayesinin uluslararası arenada paylaşım kavgasından geri kalmaması için ‘her yol mübah’!  Kavga sertleşiyor. Koalisyon da 2022’de bunun yapılabilecek gereklerini yaptı.

2023 yılında da düşmesi beklenmeyen enflasyon, gıda ürünlerinin pahalılaşması, savaşın neden olduğu enerji fiyatlarındaki artış yoksulluğu daha da genişletti ve derinleştirdi. Gıda, konut, enerji, araba, silah tekelleri 2022 yılında da rekor karlar elde ederken, emekçiler ücret kaybının, işsiz kalma tehlikesinin arttığı bir yıl yaşadı. 

Kapitalizmin sadece ve sadece azami kar hırsıyla işleyen üretimi nedeniyle, dün maske bulunamıyordu, bugün çocuk ve kanser ilaçları gibi en temel ilaçlar yok. Çünkü bunların üretimi yeteri kadar kar bırakmıyor.

Savaş ve askerileşme politikaları, yıllardır gittikçe azalan  devlet harcamalarından halka düşen payı daha da azalttı. 2023’e girerken kreşlerde 266 bin çocuk için yer yok, okullarda 80 bin öğretmen, sağlıkta 200 bine yakın bakıcı açığı var. Sosyal alanlar alarm veriyor. Sermayenin sözcüleri yılda 400 bin nitelikli işçi göçüne ihtiyaç duyduklarını açıkladı. Yıllardır sosyal alanlara yatırım yapılmayan ülkede koalisyon hükümeti de göç politikalarını asıl olarak bu açıkları kapatmak için planlıyor. Ülke dışından daha fazla, nitelikli ama aynı zamanda ucuz olan işçilerin gelmesi için yasal hazırlıklar tamam. Bunun sonuçları bir yandan göç veren ülkenin kaynaklarının daha fazla sömürülmesi demek, diğer yanı da  göç alan ülkede ücret eşitsizliğinin derinleşmesi ve hatta belki de emekçilerin düşmanlaştırılması demek.  

Özetle söyleyecek olursak emekçiler olarak, 2022’de asıl kaynağı kapitalizm olan ve daha da biriken sorunlarla 2023’e giriyoruz. 

2023 YILINDA ARTAN MÜCADELE OLANAKLARI

Yukardaki tabloya rağmen 2023’e aynı zamanda umutla giriyoruz. Boş bir umut değil. Umudu mücadeleye dönüştürecek olanaklar bugün dünden daha fazla. Yeter ki, örgütlü güçler bu olanağı değerlendirebilsin. 

– Hükümetin gerek işbaşına gelirken gerek ilk günlerinde veya savaş başladığında gündeme getirdiği ‘yardım paketleriyle’ yarattığı beklenti azalmaya başladı. Vaadler boşa çıkıyor. ‘Dağ fare doğurdu’. Tepki ve arayış dünden daha fazla.

– 2022 sonbaharında bir milyona yakın metal işçisi mücadele eğiliminde olduğunu gösterdi. 2023’te ise postaneden kamuya, 11 milyon işçi ve emekçinin toplu sözleşmesi var. Ücret talepleri yüzde 15’e yakın. Ülkede asıl belirleyici olacak olan işçi sınıfı, sendika bürokrasisinin işbirlikçi tutumuna rağmen önemli tecrübeler biriktiriyor.

– Sosyal hareketlerin konut, sağlık, çevre alanındaki talepleri olduğu gibi duruyor. Savaş politikalarının sonuçları daha görünür hale gelmeye başladığı için barış hareketinin güçlenmesinin olanakları da artıyor.

– Dünya emekçilerinin mücadelesi de birbirini etkiliyor. Özellikle Avrupa’da İngiletere, Fransa gibi ülkelerdeki hareket Almanya’daki emekçiler açsısından da kendi özgünlüğü içinde bir etki yaratacaktır.  

– Ekonomik ve sosyal alanda artan sorunlar, İtalya ve Fransa’da olduğu gibi, milliyetçi-ırkçı-faşist akımları da beslemekte ve özünde kapitalizmi koruyan sermaye politikaları için kullanılmaya elverişli kılmakta. Bunu engelleyecek olan emekçilerin birleşik mücadelesi olacaktır. İngiltere ve İran’da olduğu gibi. İngiltere’de haftalardır grevde olan ve artık bugün yasak olmasına rağmen genel grevi tartışan çok farklı işkollarından bir milyona yakın emekçinin mücadelesi; ‘Mahsa’da sembolleşen ve yüzlerce ölüme, 50’ye yakın idam kararına rağmen devam eden İran halkının birleşik mücadelesi bunun öne çıkan örnekleri oldu. 

Yeni yıla bunlardan beslenen umutla giriyoruz. Umudumuz örgütlü güçlerde, yerlisi ve göçmeniyle işçi sınıfının mücadelesinde, yani umudumuz kendimizde! 

Yeni yılımız kutlu olsun!

*DİDF Genel Başkanı

Articles You Might Like

Share This Article

More Stories